Ask , isyan ve geride alanlar
Simdi, içimden bir seyler yazmanin uslu mecburiyeti dökülüyor bu sayfalara... Sorumsuzca savrulan sözlerin, bir adabi ve anlami yok. Kendime ait savruluslar bunlar sadece.
Üzerimde kis örtüsü, üsüyorum hem de çok üsüyorum. Içimdeki en derin yaralar titriyor. Sevgi adina, adina, umut adina maglubum. Yenilgime sunabilecegim bir mazeretim yok. Cevabi bilinmeyen sorunlarin, kargasasi üsüsüyor üstüme. Seçilmis yanlis yollarin asfalti oluyor tenim. Çikmaz sokaklardan hep geri dönmelerin çaresizligi yansiyor yüzüme. Acilarimi terbiye etmeyi ögrensem de maglubum.
yasam Insan kendi içinde bir baska büyüyor. Bir baska oluyor içinde sesin teli, yüregin dili. Bilinmezlik yolculugunun sirlarinin sifresi hep içimizde bir yerlerde geziniyor. Çözülen her sirrin sifresi, yeni bir sirra açiliyor ve insan kendi içinde çözdükçe sifreleri, kendinden uzaklasiyor.
Uzaklasiyorum ben de kendimden. Her uzaklasmami anlamlandirmak için çirpiniyor beynim. Hesapsiz bir durusun bedelini ödüyor kalbim. Çirpinislara düsüyor bazen. Bazen yari baygin, yari sarhos dolasiyor. Bazen de beni kendimden alip, kendime kurban ediyor. Her defasinda daha ahmak, her defasinda daha cesur oluyor. Ahmaklik ve cesaret insani adam gibi adam yapiyor. Sözün özü aci olsa da serinlik katiyor bedenime.
Gerçegini biliyor olmanin saadeti ise esiyor ara sira...
"Ask, Isyan ve Geride Kalanlar " içimde bir kiyim, vicdanimda çarmiha gerdigim vasiyetimin alni açik bir ödesmesi. Ask, Isyan ve Geride Kalanlar, umuda çikmis yolculugumun kalemi kirilmis idam karari oluyor.
Bu müsvedde geçmiste her iz, kendine bir yer açiyor. Kimi zaman beni özlersin özlersin de bulamazsin derken, kimi zaman sarilacak bir tene hasret düsüyor. Iz sürücüsü geçmisim ise hep felaketlerimi buluyor, baskinlarin ihbarcisi oluyor çiplakligim. Sokaklari birbirine baglayan basibos yürümelerim, kaçak tenhalardan yildizlar çekiyor. Her defasinda itirazlar yaziyorum mevsimlere. Yillarim kayboluyor, gezginci sözlerim kendini yitiriyor, bakislarim düsüyor, yagmur oluyor gözlerim. Ecelim elime degiyor.
Bütün mahcubiyetlerim utaniyor. Bütün mahcubiyetlerim yalanin öteki adi gibi diziliyor tespihlere. Terörize olmus duygularin, anarsist yanginlarina veriyor kendini. Ihalesiz sevmelerin, devri olmayan ihanetlerin, sadaka yüklü madalyalarina gözlerini kapatiyor. Infilaklara saliyor kendini. Yasamdan sürgün edilmisligin bedelini oksuyor, yüregimde tasidigim kimsesiz emanetler isyan ediyor. Bir yanim esir, bir yanim esaret kiriyor. Sevgi sözcüklerini de çokça söylememek icap ediyor.
Ne masallar var aklimda, ne de tatli rüyalar. Belki de hiç anlatilmamis, hiç söylenmemisti. Ama ben yaktim unutmak istedigim her seyi. Çünkü biliyorum, bir yoksul masalidir yakmak sakincali her seyi... Sirtimdan atip kayip gençligimi, sükunet içindeki sarhos vicdanlara, muhalefet serhi koymanin huzurunu, rahvan bir yorgunlugun ise suçunu üstüme alarak, kaygilarimi kaygilandiran iç duvarlari, üçüncü göz bakisimi, askiya çekilmis hatiralara emanet ederek, bilindik acilardan beslenen aç tarihe dudak büküp, gülümsüyorum. Varoslara teslim olup, illegal kayiplara karisiyor, sirenlerin yanip sönen uyarilarina yakisiksiz kafiyeler diziyorum. Acilarima terbiye süsü verip, birbirine teget göz yaslarimi siliyorum. Umut tasimak ki bir sonraki saliselere, acinin alnini karislamak gibi beyhude bir çaba ve bütün intiharlarim huzursuz, bütün huzursuzluklarim ise intihar etkisinde.
Arsive düsmüs hikayemin bilançosu ise bir yafta gibi asilmis boynuma. Kimseler bilemezdi kötülügün bu kadar kolektif oldugunu ve zulalarin da bu kadar tedarikli oldugunu. Ve hep hazirliksiz yakalaniyorum cellatlarin kütügüne. Arzuhallerimi yazip savuruyorum rüzgarlara... Iradesiz bir kusatmadir simdi yalnizlik. Nereye baksam hiçlik zafiyeti, nereye dönsem sonsuz uzayis. Bir beddua gibi agir, bir beddua gibi sorumsuz, bir beddua gibi yok edici her sey. Isyanlarim ise karaya vuran vicdanlar gibi gözü açik ölüyor. Çeliskilerim küçük bir çocuk, aci ise hesaplasmasinda özelestirimin. Sevgilerim ise belirli belirsiz izler tasiyor, izler tasiyor arkasinda iz birakmayan.
Hepsinden öte dostlar,
Bir uçurtmam olsun istiyorum.
Rüzgarsiz havalarda da uçsun,
Ne ipi olsun birinin elinde,
Ne de görülebilsin gökyüzünde.
AKIN OLGUN
Bir kac gun once Sevgili Hasan Ayaz arkadasimdan beni google wave davetiye listesine ekledigine dair bir email aldim. Sabirsizlikla beklemeye basladim, ne zaman wave hesabi acabilecegim diye. Nihayet bugun Google Wave davetiyem geldi. Zaman kaybetmeden uye oldum ve detaylica inceledim. Henuz gelistime asamasinda olmasina ragmen mukemmel tasarlanmis bir platfom.
Peki nedir bu Google Wave?
Google Wave aginizdaki kisilerle gercek zamanli iletisim kurmaniza ve birlikte calisabilmenize olanak taniyan bir online platformdur. Google Wave ile aginizdaki insanlarla sohbet edebilir, dosya paylasabilir, birlikte gercek zamanli calisabilirsiniz. Google Wave ile yapabileceklerinize gelince;
Tabi bu soylediklerimin hepsi henuz Google Wave de aktif degil, ilerleyen zamanlarda tum ozellikler aktif olacak.
Henuz davetiye gonderebilir durumda degilim. Yada gonderebiliyorum ama nasil oldugunu bulamadim:) Davetiye gonderebilir duruma geldigim zaman isteyen arkadaslara davetiye gonderebilirim.
Hasan Ayaz arkadasima bir kez daha tesekkur ediyorum.
Yeni baslayacagim bir proje icin data erisim teknikleri hakkinda arastirma yaparken guzel bir makale ile karsilastim. Tarihi biraz eski(2008) olsada, gayet faydali oldugunu dusundugum icin paylasma geregi duydum.
Makalede, Entity Framework- ADO.NET, Entity Framework-LINQ to SQL ve Entity Framework-nHibernate karsdilastirmalarina yer verilmis. Aslinda hangi modeli kullanacaginiz yazacaginiz uygulamanin parametrelerine ve tasarim kararlarina gore degisir. O yuzden su arac en iyisidir, su kotudur demek dogru degil. Aslinda hepsi ayni amac izin gelistirilmis fakat mimari ve ozeelik olarak farkliliklar gosterirler. Makale sadece genel bir fikir almak icin faydali olabilir. Bu ara bayagi hasir nesir oldum bu konuyla, sorusu olan arkadaslarin elimden geldigince sorularini cevaplmaya calisirim.
Makaleye Ulasmak Icin: http://blogs.msdn.com/dsimmons/archive/2008/05/17/why-use-the-entity-framework.aspx
Kolay Gelsin
Microsoft'un yazilim gelistirme platfomu olan Visual Studio .NET gelistime ortaminin 2010 versiyonunun Beta 2 asamasi yayinlandi. Bildiginiz uzere, beta 2 versiyonundan sonra urunun genel ozelliklerinde degisiklik yapilmiyor. Yani bu surum bilgisayarlarimizda gorecegimiz surum olacak. Su an ki hali ile biraz sabir istiyor kullanmak. Intel 2.66 GHz Core 2 Quad CPU olan makinede kullaniyorum ve performans kotu. Buda anlasilabilir bir durum, ilerleyen zamanalrda dahada hizlandigini hjep birlikte gorecegiz. Resmi olarak 2010 un ilk ceyreginin baslarinda son surumunun kullanicilarla busulmasi ongoruluyor. Tabi bu sadece ongoru, daha erken olacaginin dusunmemekle birlikte, biraz aksayabileceginide dusunuyorum.
Visual Studio 2010'daki yenilikleri http://msdn.microsoft.com/en-us/library/bb386063(VS.100).aspx adresinde gorebilirsiniz.
Bugün, nihayet, Microsoft'un yeni işletim sistemi olan Windows 7 resmen yayınlandı. Dos 6.0 versiyorundan buyana bütün Microsoft işletim sistemleri içerisinde üst sırayı aldığına inanıyorum. RC(Release Candidate) versiyonundan itibaren Windows 7 ile çalışıyorum, ve şunu söylemek gerekirki, performans, kolaylık, kullanılabilirlik, her kesime hitap vesağladığı yeni özelliklerle uzun süredir güzel bir işletim sistemi hasreti çekenlere Microsoft'tun güzel bir hediyesi oldu.
Windows 7'de daha az service pack görmek dileği ile:)
Daha Fazla Bilgi İçin: http://www.microsoft.com/windows/windows-7/
Bir Twitter çılgınlığı alıp başını giderken, bu kervana bende katılmak istedim.Geçmişte bir hesap oluşturmuştum ama, malesef uzun zaman bakmadım. Birde baktım ki adult reklam yapan arkadaşların uğrak yeri olmuş:)
Kısa bir temizlikten sonra, bir kaç gün önce kullanmaya başladım. Eğlenceli görünüyor, bakalım ne zaman bıkacağım... Hoşuma giden en güzel özellikleri, sadeliği, az bilgi içermesi, kullanım kolaylığı, kullacıdı dostu arayüz veeee Twitter tarafından sağlanan, kendi web sayfama eklediğim kod oldu. Bu kodu sitenize ekleyerek Twitter girdilerini sitenizde görüntüleyebilirsiniz...
Avrupa ve Birgün gazetesi köşe yazarı Akın OLGUN’un yedi öyküden oluşan ikinci kitabı ‘’Ecel Öyküleri’’ çıktı.
Kitaptan bir bölüm;‘’...Evdeki her şeyi yere atıp, parçalıyordu. Kendisini kaybetmişti. Şoförü içerden gelen seslerle paniklemiş, kapıyı zorlamaya başlamıştı. Kapının menteşelerinden gelen ses, savcının haykırışları, kırılan eşyaların çatırtıları adeta bir deprem yaratıyordu. Ne zaman ve nasıl, yatak odasındaki masanın çekmecesinde duran silahı eline aldığını hatırlamıyordu? Ama elindeydi. Odanın içinde, adımlarının hızı, onu düşünmekten alıkoyuyordu. Aklından her şey, ama her şey hızla geçiyordu. Eşinin sabah kahvaltısını hazırlamak üzere yataktan süzülüşü, yataktaki boşluğu, dünkü tartışma; şair, şairin mektubu, ecel, mantık, zıtlıklar, etik ve intihar. “İntiharrr!..” dedi önce bağırarak, sonra sesi fısıltıya dönüştü. “İntihar,” kelimesini tekrarlaması ve silahı şakağına dayayıp tetiğe basması, bir anda oldu. Ama patlamamıştı silah. “Tıkk” sesi şakağında kalmıştı....’’
Kendisini kutluyor, başarılarının devamını diliyorum...
Bir kac gun once yayinlanan Balcicek Pamir'in programinda yazidada okuyacaginiz gibi kendini Turkiye'nin kurtaricisi sayan birisi vardi. Osman Pamukoglu....
Aslinda basli basina bir komediydi, akli sira Turkiye' butunlugunu korudugunu dusunurken, aksine daha cok boluculuk yaptiginin farkinda bile degildi. Osman Pamukoglu'nun Habertuk'ten direk kopyalayip yapistirdigim bir kac sacma sapan buram buram ayrimcilik ve boluculuk koktugunu dusundugum sozleri soyle
Balçiçek Pamir: Onlar bunlar diye bahsetmek bile ayrımcılık değil mi?
Osman Pamukoğlu: Değil. Herkes haddini bilecek. Çerkezler Abazlar, Lazlar, Pomaklar, gürcüler niye bir şey demiyor da bunlar sürekli konuşuyor. Güya Cumhuriyet'in iki kurucusu varmış.
Herkes haddni bilecekmis, sayin Osman Pamukoglu bence haddini bilmeli... Yani diger azinliklar susuyor, sizin ne haddinize konusmak... Etnik catismalar bu ulkeyi hep zor durumda birakmistir, binlerce can almistir, kendisi o kadar Turkiye icin savasmis ama hala bunun bilincinde degil mi? Bu durumdada iki ihtimal var, bilincinde ise, Turkiye'ye yapabilecegi en buyuk kotulugu yapiyor bu sozleri sarfederek, cunku etnik catisma ortami yaratmaya musait sozler, yok bunun bilincinde degilse, bu daha vahim demekki yillarca at gozlugu ile "savasmis"...
Balçiçek Pamir: Anlayamadığım şu, Çanakkale'de Kürtler savaşmış olsa ne olur? Yani niye rahatsız oluyorsunuz bundan?
Osman Pamukoğlu: İnsanın üzerinde baskı kuruyorlar. Ne iki kurucusu? Nüfusunuz neydi, kaçtı? Çanakkale'de Osmanlı subayı, Osmanlı askeri çatıştı.
Sayin Pamukoglu'nun odaklandigi kimin savastigi yada savasmadigi... Benim anlayamadigim su, ermeni kurt turk cerkez, kim savasirsa savssin kurtulus savasinda, bunun ne onemi varki? Sonuc olarak Turkiyede yasayan halklar kurdu bu ulkeyi bunu inkar etmek insan vicdanina sigmayacak bir durumdur. Ama kendisinde vicdan denen seyin oldugunu dusunmuyorum malesef,
En can alici noktada su, en az sehit guneydogu'da verilmis... Alin bir boluculuk daha... Bu soz bile ortaya bir cizgi cekip, bir tarafa kurtleri, bir tarafada turkleri koyuyor... Buna sadece guluyorum, bu durum hakkinda yorum yapmiyorum cunku Sayin Fatif Altayli cevabini vermis...
Umarim bu soylemler ve soylemciler turlerinin son ornekleri olur ve refaha ulasiriz... Ha, "kahraman" pasayi destekleyen kafatasci haber yorumcularinada bir lafim var, bos zamanlarinizda acin bir kac kitap okuyun, bos yorumlar yazmak yerine....Yada interneti, haber yorumlarinda sacmalamak yerine, arastirma icin kullanin, daha faydali olacagina eminim.
Iste Fatih Altayli'nin Yazisi, Kendisine Cok Tesekkur Ediyorum...
BALÇİÇEK Pamir'in programında Osman Pamukoğlu'nu izledim önceki gün.Pamukoğlu, toplumun bir bölümü tarafından sevilen bir isim."Kahraman asker" kimliği, bu sevginin temel nedenlerinden biri.Bazı söylemlerinin de kimi ruhları okşadığı bir gerçek.Bu söylemlerin bazılarına katılmak bile mümkün.Ne var ki, Balçiçek'in programında gördüğüm Pamukoğlu korkutucu.Söylemleri ve söylemlerindeki "gerçek dişilik" nedeniyle korkutucu.Pamukoğlu'nu izlerken bir süreden beri yazdığım ve "Ya Türkler bölünmek isterse" korkusunu ele aldığım yazılarımı anımsadım.Osman Pamukoğlu, bana göre sayıları giderek artan "bölücü"lerden biridir ve "bölücü" olmak için ille Kürt olmak gerekmez.Pamukoğlu'nun "bilgisizlik" temeli üzerine oturtulmuş sözleriyle yaptığı bölücülüğün, olası sonuçları itibarıyla "terör örgütünün" yaptığı bölücülükten hiçbir farkı yoktur.Pamukoğlu diyor ki: "Kürtler, Çanakkale'de savaşmamıştır. Yan yana çarpıştığımız bir yalandır."Bu sözler cahilcedir.Kürtler, şu veya bu şekilde Osmanlı Ordusu içinde savaşmışlardır.Şu veya bu cephe fark etmez.Çanakkale'de de savaşmışlardır.Şehitlikleri gezerseniz görürsünüz. Arşivlere bakarsanız okursunuz.Sayıca çok değillerdir ama savaşmışlardır.Çanakkale'de az sayıda olsalar bile Doğu cephesinde Osmanlı'yı savunmak için savaşanların büyük bölümü Kürt'tür.Hamidiye Alayları, Doğu Anadolu'da hem Ermeni isyancılarla hem de Ruslarla savaşan Osmanlı ordusunun önemli bir koludur ve büyük bölümü Kürtlerden oluşmuştur.Kuvayı Milliye ordularında çok az Kürt vardır. Pamukoğlu bunu söylese haklı olabilir, ama bunun nedeni etnik değildir.Kurtuluş Savaşı daha çok Orta Anadolu ve Batı Anadolu'da cereyan ettiği için buradaki milli kuvvetlerdeki Kürtlerin sayısı birkaç yüz civarındadır, ama Doğu ve Güneydoğu'daki direniş hareketlerinde Kürtler aktif biçimde rol almışlardır.HABERTÜRK'ün pazartesi günkü manşeti bile Pamukoğlu'nu yalanlamaya yeter.PKK'ya karşı mücadelede en çok şehit veren ilimiz Şırnak'tır.
saygilar